AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Adana'da gündemi değerlendirdi: (2)

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Adana'da gündemi değerlendirdi: (2)
Haberler
Güncelleme:
Haberler
Twitter'da Paylaş Facebook'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye'deki olaylara ilişkin, "Asimetrik birtakım grupların ya da güvenlik güçleri içinde kontrolden çıkıp birtakım abartılı yaklaşımlar, aşırı eylemler sergileyerek sivillere zarar verenlerin mutlaka gereken şekilde...

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye'deki olaylara ilişkin, "Asimetrik birtakım grupların ya da güvenlik güçleri içinde kontrolden çıkıp birtakım abartılı yaklaşımlar, aşırı eylemler sergileyerek sivillere zarar verenlerin mutlaka gereken şekilde cezalandırılacağına inanıyoruz." dedi.

Çelik, AK Parti Adana İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, muhalefet tarafından hükümete, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, partilerine ve Cumhur İttifakı'na dönük bazı eleştiriler yapıldığını söyledi.

Eleştirilerin bazılarında, sivil kayıplarla ilgili olarak bir insani hassasiyetin vurgulandığını, sivil kayıplarla ilgili insani hassasiyet vurgulanmasını her zaman saygıyla karşıladıklarını vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:

"Ama sivil kayıplarla ilgili hassasiyet vurgulanırken, tutup da kayıpların mezhebine gönderme yaparak, burada ortaya çıkan tabloyu mezhepçilik üzerinden okuyarak, bu gerçekleşen terör eylemlerini Suriye'nin birliğine ve istikrarına dönük bu kışkırtıcı tutumları örtbas etmeye çalışarak ortaya koyulan yaklaşımların yanlış olduğunu ifade etmek isterim. Sünni olsun, Alevi olsun, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun, hiçbir sivilin hedef alınmasını meşru görmeyiz, kabul etmeyiz. Sünni de Alevi de bizim canımız. Bizim burada ve bütün etnik gruplara dönük bölge siyasetimizin esasını kardeşlik siyaseti oluşturur."

Bölgeyi bir mezhep etiketi temelinde, birtakım etnik etiketler temelinde görmediklerine dikkati çeken Çelik, öteden beri birtakım emperyalist projelerin ve çirkin tezgahların, aralarına etnik duvarlar örmeye çalıştığını, siyasal mezhepçilik duvarı örmeye ve bütün diyalog kanallarını yok etmeye çalıştığını net bir şekilde gördüklerini dile getirdi.

"Sivillere zarar verenlerin mutlaka gereken şekilde cezalandırılacağına inanıyoruz"

Suriye yönetiminin terörle mücadele ederken, güvenlik güçlerini siviller konusunda daha hassas davranmaya, sivillerin hiçbir şekilde zarara uğratılmaması konusunda uyarmaya dönük yaklaşımlarının son derece kıymetli olduğunu belirten Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Aynı şekilde Suriye yönetiminin terörle mücadele ederken ya da Esad rejiminin artığı olan ve Esad rejimini yeniden diriltmeye çalışan, bölgedeki birtakım odaklarla işbirliği içerisinde Suriye'yi parçalamaya çalışan birtakım gruplarla mücadele ederken, sivillerin hayatlarının korunması konusunda geliştirdiği yeni denetimlerin son derece kıymetli olduğunu ifade etmek isteriz. Asimetrik birtakım grupların ya da güvenlik güçleri içinde kontrolden çıkıp birtakım abartılı yaklaşımlar, aşırı eylemler sergileyerek sivillere zarar verenlerin mutlaka gereken şekilde cezalandırılacağına inanıyoruz. Şimdiye kadar olaylar başladığından beri, bugün sabah da Suriye yönetimi ve Suriye yönetiminin Cumhurbaşkanı, bu konuda yaptıklarının terörle mücadele olduğunu, terörle mücadele dışında sivillere dönük olarak ortaya koyulan hedef almaların hiçbir şekilde kabul edilmeyeceğini net bir şekilde ifade etmiştir. Şimdi fakat muhalefetten Sayın Cumhurbaşkanı'mıza, hükümetimize, partimize ve ittifakımıza dönük, hani Twitter'daki eski dönemdeki 140 karakter düzeyinde yapılan bazı suçlamaların, gerçekten Suriye'de olup biteni anlamak konusunda ne kadar uzak olduklarını ve burada artık bilgisizlik ve insafsızlık arasında giden bir eleştiri furyası geliştirdiklerini görüyoruz."

"Bütün siviller konusundaki hassasiyetimiz en üst düzeydedir"

Çelik, insani hassasiyet ifade eden, mezhebi ve etnik kimliği ne olursa olsun bütün siviller konusunda hassasiyete çağıran bütün yaklaşımları saygıdeğer bulduklarının vurgusunu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Orada Alevilere dönük birtakım eylemlerin, sistematik bir şekilde bizim hükümetimiz tarafından görmezden gelindiği gibisinden bir yaklaşım, siyasi cehaletten öte siyasi vicdansızlık ve siyasi provokatörlüktür. Burada Sünni, Alevi, Şii, Dürzi, Nusayri olsun, etnik kimliği, mezhep kimliği ne olursa olsun bütün siviller konusundaki hassasiyetimiz en üst düzeydedir. Buradaki her grubun canlarının korunması ve haklarının korunması konusunda dünyadaki en hassas ülke Türkiye Cumhuriyeti'dir, dünyadaki en hassas lider Sayın Cumhurbaşkanı'mızdır. Şimdiye kadar bu tavrı koymuştur Sayın Cumhurbaşkanı'mız. Türkiye bu tutumu göstermiştir, dolayısıyla Suriye yönetiminin bu çerçevede yaptığı açıklamalar da son derece saygıdeğerdir."

"Birileri çıkmışlar, belli grupların korunmasına dönük olarak uluslararası müdahale istiyorlar." diyen Çelik, şunları dile getirdi:

"Hatta bazıları daha ileri giderek, maalesef ülkemizde de bir kişi tarafından böyle bir provokasyon gerçekleştirildi, Netanyahu'dan, İsrail'den sığınma talebinde bulunacaklarını ya da İsrail'den yardım talebinden bulunacaklarını söylüyorlar. Bir kere bunların hepsi net bir provokasyondur, başka birtakım siyasi emellerin aleti ve aracı olmaktan öte bir anlam taşımaz. Birtakım bu çağrıların arkasında hesaplar olduğunu görüyoruz, bunları yakın bir şekilde takip ediyoruz. Bütün bu çağrılar hem buraya uluslararası müdahale çağrısı esasında bu terör eylemini gerçekleştirenlerin arzu ettiği hedefe hizmet etmektedir. Bu terör eylemini gerçekleştirenler, Suriye'nin birliği, dirliği, Suriye Suriyelilerindir ilkesi çerçevesinde oluşmasın, burada birtakım müdahaleler olsun diye bunu yapmaya çalışıyorlar. Bu Esad rejiminden kalmış grupların yapmaya çalıştığı şey esasında İsrail'in buraya müdahalesini sağlamaya çalışmak ya da uluslararası bir müdahaleye kapı açmaktır. O sebeple açık ve net bir şekilde söylüyoruz; kim hangi grubun korunması için olursa olsun Suriye'de İsrail'in müdahalesini istiyorsa, uluslararası müdahale istiyorsa bu büyük bir provokasyon peşindedir ve başka projelerin taşeronu durumundadır."

Ömer Çelik, "Birisi Kürtlerin korunması için İsrail'i yardıma çağırıyorsa o kişi Kürt düşmanıdır. Birisi Alevilerin korunması için İsrail'i yardıma çağıracağını ifade ediyorsa o kişi Alevi düşmanıdır. Bu aynı zamanda Sünni, Şii, Nusayri düşmanlığıdır. Türk'e, Kürt'e, Arap'a hepsine dönük bir düşmanlıktır. Burada Suriye yönetimiyle Türkiye arasındaki diyalog bütün bu ilkeler çerçevesinde gerçekleşmektedir. Teröristin kimliği değil, önemli olan onun gerçekleştirmeye çalıştığı terör eylemidir. Bu teröristin kimliği A mezhebi olabilir ya da B etnik grubu olabilir ama bu oradaki bütün etnik gruplara, mezhep gruplarına düşmanlık eden bir provokasyon peşindedir. Dolayısıyla bu hassasiyetle yaklaşmak gerekir." dedi.

"Adlarımız farklı olabilir ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir"

Çelik, Türkiye'nin içindeki kışkırtmalara da hiçbir şekilde müsaade etmeyeceklerini vurgulayarak, bunlara karşı hukuk ve siyasetin imkanları içerisinde tavizsiz davranacaklarını belirtti.

Hiç kimsenin Kürt ve Türk'ün, Sünni ile Alevi'nin kardeşliğinin arasına nifak sokma gibisinden bir girişimde bulunamayacağını ve buna hiçbir şekilde izin vermeyeceklerinin altını çizen Çelik, şunları kaydetti:

"Daha önce de ifade ettim; vatandaşlarımız kendilerini etnik, mezhebi olarak farklı şekillerde adlandırabilirler, Türk, Kürt, Arap, Sünni, Alevi... Adlarımız farklı olabilir ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir. Hepimizin bir tane eksik olmadan, hepimizin varlığı sayesinde tanımlanmaktadır Türkiye Cumhuriyeti. Adlarımız farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir ve hepimiz tek bir milletin unsurlarıyız, üyeleriyiz. O çerçevede son günlerde özellikle sosyal medya başta olmak üzere ve daha sonra da bazı muhalefet partilerinin özensiz dilleriyle, oradaki eylemleri, birtakım gelişmeleri okurken ortaya çıkan mezhepçi ve etnik etiketlemelerin son derece yanlış olduğunu, bölgemize dönük hiçbir şekilde iyi niyet taşımayan birtakım projelere hizmet etmek olduğunu ifade ediyoruz. Biz, Suriye Suriyelilerindir şiarını yüksek bir prensip olarak korumaya devam ediyoruz. Bu sebeple de herhangi bir Alevi hayatını kaybederse bizim canımızdır diye bakıyoruz. Herhangi bir Sünni'nin hayatına kastedilirse o can bizim canımızdır. Şii, Dürzi, Nusayri hepsine böyle bakıyoruz. Bölgeye dönük siyasetimizin esası, bölgenin dirliğini, birliğini düşünen kardeşlik siyasetidir. O sebeple teröristten bahsedilirken mezhebi ve etnik etiket kullanılmamalıdır, zalimden bahsedilirken de bu kullanılmamalıdır. Herhangi bir mezhebi ya da etnik topluluk topyekün suçlanmamalıdır, hadise kendi sınırları içerisinde tutulmalıdır. Bu açıdan bakıldığında İsrail'den yardım isteyenlerin, uluslararası müdahale peşinde koşanların aslında bu terör eylemleri vasıtasıyla, bu terör eylemlerini destekleyerek Suriye'yi istikrarsızlaştırmak isteyenlerin projelerine hizmet ettikleri çok açıktır. Sünni'nin, Alevi'nin, Şii'nin, Nusayri'nin, Dürzi'nin, Arap'ın, Türkmen'in, Kürt'ün kardeşi Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bu çerçevede Suriye Suriyelilerindir şiarıyla oradaki yönetimle de bu ilkeler çerçevesinde görüşülmektedir."

(Bitti)

500
Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.
title